Bilim insanları, kandaki kafein düzeyi ile yağ kütlesi ve diyabet riski arasındaki irtibat üzerine bir çalışma gerçekleştirdi. Elde edilen sonuçlar, tip 2 diyabet riskinin kafein tüketimiyle birlikte düştüğü istikametindeydi.

Bugüne kadar kahve hakkında yapılan pek çok çalışma, kafein tüketimini şuurlu bir şekilde artırmanın kalp sağlığına ve beden kitle endeksine olumlu yansıdığını göstermişti. Yeni bir araştırma ise bu mevzuyu daha da ayrıntılandırdı.
14 Mart’ta BMJ Medicine’de yayımlanan araştırma, kanınıza karışan kafeinin bedeninizdeki yağ kütlesine tesiri olduğunu ortaya koydu. Kanında daha yüksek kafeine sahip şahıslarda beden kitle endeksinin ve yağ kütlesinin daha düşük olduğu gözlemlendi.
Kafeinin yağ kütlesinde kısa sürede tesir gösterdiği de görüldü:

Bilimi insanları, kısa dönem çalışmalarında kafein tüketiminin kilo ve yağ kütlesi kaybını sağladığını belirtti. Öte yandan kafein tüketiminin yağ kütlesi ve kilo üzerindeki uzun dönem tesirinin henüz bilinmediğinin altı çizildi.
Bu tesirin, kafeinin beden ısısı üretimini artırması ve yağın güce dönüşüm sürecini hızlandırmasından kaynaklanabileceği ifade edildi.
Peki bu ne manaya geliyor?
Kafein miktarı, beden kitle endeksi ve yağ kütlesi arasında yapılan yeni müşahede, kafeinin bireylerde tip 2 diyabet riskini azalttığı manasına da geliyor. Öte yandan bilim insanları, kandaki kafein miktarı ile kardiyovasküler hastalıklar arasında bir münasebete rastlamadı.
Tabii kafeini fazla tüketmenin de epeyce önemli yan tesirleri olabiliyor. Bu nedenle tüketiminizi istikrarlı ve şuurlu bir şekilde gerçekleştirmek ve önerilen ölçülerin üzerine çıkmamakta yarar var.