Kuzey Amerika'yı vuran büyük volkanik felaket sonrası yaşamın nasıl toparlandığına dair önemli bir kanıt bulundu. Küller içinde yürüyen büyük köpek türlerine ait izler, bu yırtıcıların ekolojik çöküşe rağmen bölgeyi terk etmediğini gösteriyor.
Aşırı sıcaklık değişimlerine ve yüksek radyasyona karşı dirençli olan P. patens türü yosun, uzayda hayatta kalma deneylerinde bakteri ve büyük bitkilerden daha başarılı oldu. Sporların dayanıklılığı, bilim insanlarına gezegenimiz dışında yeni biyolojik yaşam alanları kurma konusunda ilham veriyor.
1912 yılında yaşanan Titanik kazası, aradan geçen onca zamana rağmen bazı temel sorulara kesin cevaplar verilememesiyle gündemdeki yerini koruyor. Örneğin, gemideki yolcu sayısı ve kurtulanların tam sayısı, farklı kaynaklarda neden halen küçük ama önemli farklılıklarla yer alıyor?
1912 yılında yaşanan Titanik kazası, aradan geçen onca zamana rağmen bazı temel sorulara kesin cevaplar verilememesiyle dikkat çekiyor. Gemideki yolcu sayısı ve kurtulanların tam sayısı, farklı kaynaklarda halen küçük ama önemli farklılıklarla yer alıyor.
Mars’ın %95 oranındaki karbondioksit atmosferi, insan hayatını desteklemek için uygun değil. Fakat yapılan araştırma, solunabilir oksijen sağlama potansiyeline sahip ve dahası, Kızıl Gezegen'de hayatta kalabilecek bir ömür formunun var olduğunu ortaya koyuyor.
Buz gibi havalarda bile üşümekten bir hâl oluyoruz. Bir de bu durumu dışarıda yaşayan, soğuk hava şartlarına maruz kalan hayvanlar için düşünün… Bilhassa kutuplardaki hayvanlar için.
Unutkanlıktan her zamanşikâyet edebiliyoruz. Anahtarın nerede olduğunu unutmak yahut geçmişten birisinin ismini hatırlamamak. Genelde can sıkıcı olsa da aslında unutkanlık, beynimizin bizi müdafaa tekniklerinden biri. Nasıl mı?
Tabiatta gördüğümüzde yavaş hareketleri ile artık neredeyse içimize sıkıntı bastıran salyangozlar için en sabırlı canlılardan biri de diyebiliriz. Pekala bu minik dostlarımız neden bu kadar yavaş?
Diyelim ki açık bir denizin ortasında yapayalnız kaldınız ya da diğer bir deyişle kayboldunuz. Etrafınızda ise size yardım eli uzatacak hiç kimse yok. Pekala bu türlü bir durumda ne kadar hayatta kalabileceğini hiç merak ettiniz mi?
Denizlerde milyarlarcası bulunan, ekseriyetle tehlikeli olarak bildiğimiz denizanalarının birçok özelliğinin yanı sıra göze çarpan diğer bir tarafı de var. O da beyni ve kalbi olmaması. İyi de bu hâlde nasıl hayatta kalıyorlar?
Kimi arıların, şaşırtan bir şekilde suyun altında hayatta kalabildiklerini biliyor muydunuz? Üstelik bunun yanında su altında kış uykusuna yatabildiklerini de söylesek?