Almanya’da yürütülen mağara kazılarında toprağın gram gram elenmesiyle inanılmaz bir detay gün ışığına çıkarıldı. Günümüzden 40 bin yıl önce mamut fildişinden işlenen iki minyatür kuş figürü, ilk insanların sanatsal becerilerini gözler önüne seriyor.

Avrupa’nın en zengin tarih öncesi yerleşimlerinden kabul edilen Hohle Fels Mağarası, insanlık tarihinin sanatsal ve zihinsel geçmişine ışık tutan yeni bir keşifle gündemde. Almanya’nın güneybatısında sürdürülen arkeolojik çalışmalarda, günümüzden yaklaşık 40 bin yıl öncesine dayanan iki adet minyatür kuş figürü bulundu.
Mamut fildişi işlenerek büyük bir ustalıkla şekillendirilen bu mini oymalar, Buz Devri insanının yüksek estetik anlayışını sergiliyor. Mağara tabanındaki toprağın gram gram elenmesiyle ortaya çıkarılan küçük eserler, kıtaya ilk ayak basan modern insanların kültür yaşamına dair önemli ipuçları taşıyor.
Nesnelerden biri kuluçka pozisyonundaki bir kuşu simgelerken, diğeri ise kanatlarını yana doğru açmış bir formu yansıtıyor. Yaklaşık 2 santimetre boyunda ve 1 santimetre genişliğindeki bu oymaların, o dönem bölgede yaşayan kart tavuklarını andırdığı belirtildi. Araştırma ekibi, bir insan tırnağından daha küçük olan bu takı benzeri objelerin sadece estetik kaygıyla yapılmadığı görüşünde. Söz konusu figürlerin, sahibi tarafından bir güç sembolü, kabile kimliği veya şans getiren kişisel bir tılsım olarak taşındığı tahmin ediliyor.
Fildişi ustalığı ve tarih öncesinden kalan miras
Ağırlıkları bir gramı bile bulmayan bu iki minyatür, paleolitiğe dair bilinen en ince işçilik örnekleri arasında. Kazı ekibinin başındaki Profesör Nicholas Conard, binlerce yıl önce yaşamış ustaların fildişine şekil verme konusunda beklenmedik bir uzmanlığa sahip olduğunu vurguluyor. Günümüz ilkel aletleriyle gerçekleştirilen deneysel denemeler, bu denli küçük bir objeyi oymanın yüzlerce saatlik titiz bir çalışma gerektirdiğini gösterdi. Uzmanlara göre ilk insanların sergilediği bu zihinsel ve sanatsal derinlik, zorlu iklim koşullarında hayatta kalmalarını sağlayan adaptasyon yeteneğinin de önemli bir parçasıydı.
Hohle Fels Mağarası, zaten insanlık tarihinin bilinen en eski figüratif heykellerinden biri olan Hohle Fels Venüsü‘ne ve mamut kemiğinden yapılan flütlere ev sahipliği yapıyordu. Son kazı sezonunda bulunan bir akbaba kemiği flüt parçasıyla birlikte değerlendirildiğinde, bu alanın sadece bir barınak değil, aynı zamanda önemli bir kültür odağı olduğu anlaşılıyor. Arkeologlar, tırnak büyüklüğündeki bu hassas buluntuları kaybetmemek için mağara zeminini santim santim kazarak özel eleklerden geçiriyor. Obajelerin yapılış amacı kesinleşmese de uzmanlar bunların hikaye anlatımlarında, kabile içi törenlerde veya doğum gibi özel geçiş ritüellerinde kullanılmış olabileceğini belirtiyor.