Geç Tunç Çağı’na ait bir hazinenin içerisinde bulunan iki kesim, uzaydan gelen malzemeleri içermesi ile yıllardır ilgi odağı olmayı sürdürüyor.

1963 yılında İspanya’nın Alicante kenti yakınlarında keşfedilen Villena Hazinesi, Geç Tunç Çağı’na dair en etkileyici buluntularından biri olarak öne çıkıyor. Çoğunlukla altından yapılmış 66 yapıttan oluşan bu olağanüstü koleksiyonda, o dönem için biraz yabancı olan bir metali içeren iki obje de bulunuyor.
İçi boş bir yarım küre ve bir bilezikten oluşan bu iki modül, o vakitler yaygın olarak kullanılmayan demirden yapılmışi gözüküyordu. Demirin bu şekilde kullanılmış olması bilim insanları için epey şaşırtıcıydı. Fakat yapılan son doğrulamalar, modüllerin meteorit demirinden yapıldığını gösterdi ve tarih öncesi toplumların teknolojik ve kültürel yaratıcılığına dair az bir bakış açısı sağladı.
İber Yarımadası’nda o vakitler şimdi demir eritme sürecini geliştirilmemiş olduğu için, bu iki metal modül kendi vakitlerinin dışında gözüküyordu. Bu nedenle, meteorit demiri hayli çok önemli bir alternatif kaynak sağladı. Dünya’ya düşen meteoritlerden elde edilen bu demirin karasal demirden en büyük farkı, yüksek nikel içeriği.
Yapılan son bilimsel tahliller, Villena yapıtlarında bu meteorit imzasını ortaya çıkararak, kökenlerinin kesin olarak uzaydan geldiğini buldu. Bu bulgular, Firavun Tutankhamun’un meteorit demir hançeri gibi aynı keşiflerle örtüşüyor ve bu da bu ender malzemenin bedelinin yaygın olarak kabul edildiğini gösteriyor.
Göktaşı demirinin kullanımı ustalık gerektiren bir personellik gerektiriyordu. Eritilmiş demirin tersine, uzaydan gelen bu metal kırılgan ve işlenmesi zor bir metal olarak biliniyor. Yeniden de Villena Hazinesi’nin zanaatkarları bu göksel metali karmaşık objelere dönüştürmeyi başardılar ve gelişmiş metalurjik yeteneklerini sergilediler. Bu eşyalar büyük ihtimalle bu nedenle çok önemli kültürel ve sembolik değer taşıyordu.
Villena Hazinesi, Geç Tunç Çağı toplumlarının karmaşıklığını yansıtmasının yanı sıra, doğal ve göksel dünyalarla olan derin bağlarını da vurguluyor. Sözün tam manasıyla gökten düşen bir metal olan meteor demirinin bu yapıtlara dahil edilmesi, gücü, ilahiliği ya da göklerle bir ilişkiyi sembolize etmiş olabilir.