Lisedeki biyoloji derslerinde “rejenerasyon”un ne demek olduğunu hepimiz öğrendik. Bir uzvu ayrıldığında tekrar yaşamaya devam eden canlılara da “rejeneratif” canlılar demiştik. Hatta birtakım hayvanlar var ki başları koptuğunda bile hareket etmeye devam ediyor! Pekala nasıl?

Solucanların, ikiye bölündüğünde iki farklı canlı şeklinde hareket etmelerine dair birçok mit duyduk. Ortamızda, çocukken sokakta bazı acımasız deneyler yapanlarımız da vardır.
Biyoloji dersinden kaçtıysanız salyangozlar ve solucanlar gibi kimi canlıların uzuvları koptuğunda hareket etmeye nasıl devam ettiklerini ve kopan uzuvlarından sahiden de yeni bireyler oluşup oluşmadığını sizin için anlatacağız.
Rejenerasyon yetenekleri 500 milyon yıldan daha eski devirlerde evrimleşti.

Evrimsel açıdan bakıldığında, yenilenme yeteneklerinin ilk olarak 500 milyon yıldan daha uzun bir süre önce Kambriyen Devri’nden bile eski dönemde evrimleştiği düşünülüyor. Pekala bu yenilenme süreci nasıl gerçekleşiyor?
Hücreler, yaralı bölgeye doğru göç ediyor.

Bir uzuv, rejenerasyon yeteneğine sahipse, ampütasyondan derhal sonra o bölgeye göç eden hücreler birleşerek “blastema” isminde bir damla oluştururlar. Bu damlanın hücreleri, kas/kıkırdak şeklinde farklılaşmaya başlarlar ve yeni dokulara dönüşürler.
Yenilenme süreci, yenilenen kısmın tüm yapıları farklılaşana kadar devam eder. Zamanla büyüyen hücreler eksiksiz, düzgün bir uzuv hâlini alırlar ve sonunda tükenirler. Gelişim müddeti ise canlıdan canlıya değişiklik gösterebilir.
Solucanlar bölündüğünde hakikaten de 2 modülü da farklı ayrı hareket edebilir mi?

Biz baktığımızda ayırt edemesek de solucanların bir başı ve bir kuyruğu vardır. Bir solucanın başı çoğu zaman , hayvanı çevreleyen, “klitellum” ismi verilen şişmiş şeride en yakın uçta bulunur.
Yani aslında, bir solucan ikiye bölünürse iki yeni solucan oluşmaz. Solucanın başı, klitellumun gerisinden kesilirse hayatta kalabilir ve kuyruğunu yeniden oluşturabilir. Lakin solucanın orjinal kuyruğu yeni bir baş oluşturamaz. Hatta solucanlar avcılarından kurtulmak için kuyruklarını bırakıp kaçabilirler.
Aksolotlların rejenere yetenekleri o kadar gelişmiş ki birkaç saat içinde yarayı kapatabiliyorlar!

Bir semender çeşidi olan sempatik aksolotlların bir uzvu kesildiğinde sırf birkaç saat içinde oradaki yarayı kapatabilecek kadar süratli bir rejenerasyon yeteneğine sahiptirler. Hatta beyinlerini herhangi bir yara izi olmadan yeniden oluşturabilirler!
Psikopat sümüklü böcekler, olayı düzgünce ileri düzeye taşıyor!
İki deniz sümüklü böceği tipi, kendini kesip hareket etmeyi ileri düzeye taşıyarak araştırmacıları şoke etmişti. Kendi başlarını keserek “kafalarına göre” hareket edebiliyorlardı.
Hatta, ana beden organları da dahil olmak üzere başları dışında her şeyi fırlatabildikleri keşfedildi. Araştırmaya göre, hayvanların boyunlarında “önceden belirlenmiş bir kırılma düzlemi gibi görünen” oluklar vardı.
Üç haftada eski görünümlerine kavuştular.

Salyangozların boyunlarının etrafına bir naylon ipliği nazikçe bağladıklarında hayvanların üçte birinin kafası harika bir şekilde hareket etmeye devam ediyordu.
Bir gün içinde yaralarının güzelleşmesinin yanı sıra yedi gün içinde, baştan aşağı gelişen yeni vücutlarda kalp ve diğer hayati organlar yeniden büyüdü. Üç hafta içinde ise vücutları tamamen eski hâline döndü. Araştırmanın raporunda, “Kalp ve diğer çok önemli organlar olmadan başın nasıl hayatta kalabildiği belirsiz” olarak not düşüldü.