Bir insanın en son yapmak isteyeceği şey baş aşağı doğurmaktır herhalde… Zati çok zor olan bir şeyi, daha da zorlaştırmaktan öbür bir amaçladığı olamaz. Öte yandan yarasalar, baş aşağı doğum yapıyor ve bu onlar için çok olağan.

Diğer memeliler yarasalar da iç döllenmeyle gebe kalıyor ve 2.5-7 ay sonra yavru dünyaya geliyor.
Ancak bu yavru o denli diğer memelilerdeki benzeri doğmuyor. Anne yarasa, baş aşağı bir şekilde duruyor. Fizik kurallarına bile aykırı duran bu durum nasıl olabilir ki?
İlk olarak yarasaların çiftleşme sürecini anlatalım.

Genellikle sonbaharda çiftleşip ilkbaharda doğuran yarasalar (türlere göre değişiklik gösterebiliyor) bazen haziran ya da temmuz aylarında çiftleşiyor ve doğumları bir sonraki bahara kalsın diye kasım ayına kadar bekleyebiliyor.
Dişi yarasanın kur yapma süreci başarılı olursa süratli bir çiftleşme ile kısa sürede her şey bitiyor. Kanat çırpmaları ve sesleri duyabiliyoruz. İş doğum sürecine gelince ise biraz tuhaflaşıyor.
Dişi, baş aşağı sarkıyor.

Birkaç dakikadan birkaç saate kadar sürebilen doğumda dişi, baş parmaklarıyla tutunarak baş aşağı sarkıyor ve sertçe geriliyor. Annenin pelvik kanalından doğan yavru, mantıken ondan uzağa doğru, yukarı gidiyor.
Burada da devreye yer çekimi ve “doğum ağı” olarak kullanılan kanat zarları giriyor. Yukarı doğru itilen yavru, yer çekiminin tesiriyle aşağı doğru düşeceği esnada anne, kanatlarını kullanarak bebeği tutuyor.
Bebek de annesinin gövdesine sıkı sıkı tutunuyor ve en yakın göğüs ucuna yöneliyor. Yavru doğduktan sonra anne, yavruyu ağzıyla ve kanatlarıyla temizliyor. Yumuş yumuş olduk…
Yarasalar, baş aşağı konumdayken daha rahat.

Bizim için o denli olmasa da yarasaların en rahat olduğu pozisyon, ayaklarıyla bir yere tutunarak aykırı durdukları pozisyon. Oraya tutunup sarmak için değil, ayaklarını çözmek için kaslara ve güce ihtiyaç duyuyorlar. Bu yüzden baş aşağı doğum yapmalarına şaşırmamak gerekiyor.
Hayvanlar âlemine dair daha fazla içerik: