6 Ağustos’ta Hiroşima’da cehennemi yaşayan, ardından sığındığı Nagazaki’de ikinci bir felakete yakalanan Yamaguchi’nin hikayesi, mantığın sınırlarını zorluyor. Japonya’nın resmi “çifte kurtulan” unvanına sahip tek ismi olan bu mühendisi ile tanışın…

İnsanlık hafızası 1945 yılının Ağustos ayını, gökyüzünün dehşet verici bir ışıkla yırtıldığı anlarla hatırlar. Nükleer silahların yıkıcı gücü Hiroşima ve Nagazaki şehirlerini birer enkaza çevirirken, bu devasa trajedinin tam kalbinde imkansıza meydan okuyan bir isim vardı.
Genç mühendis Tsutomu Yamaguchi, tarihin gördüğü en ölümcül iki patlamanın her ikisine de bizzat şahitlik edip hayatta kalmayı başaran yegane kişi olarak kayıtlara geçti. Onun öyküsü, sadece fiziksel bir kurtuluşun değil, aynı zamanda nükleer silahsızlanma için adanmış bir ömrün de temsili.
Hiroşima, takvimler 6 Ağustos 1945’i gösterdiğinde, savaşın gölgesinde sıradan bir iş gününe uyanmıştı. Mitsubishi için çalışan Yamaguchi, şehirden ayrılmadan hemen önce ofiste unuttuğu mühür damgasını almak için geri dönmeseydi, belki de tarihin seyri onun için çok farklı akacaktı. Yolda ilerlerken havada asılı kalan devasa metal kütleyi, yani “Little Boy” adlı uranyum bombasını taşıyan uçağı fark ettiğinde artık her şey için çok geçti. Şehrin metrelerce üzerinde gerçekleşen patlama, etrafındaki her şeyi bir anda kül etti. Yamaguchi ağır yaralar alsa da o cehennemin içinden çıkmayı bildi ve tek bir düşünceye tutundu: Nagazaki’deki evine dönmek.
Yaralı bedeniyle zorlu bir yolculuğu göze alan talihsiz adam, 8 Ağustos’ta güvenli limanı sandığı Nagazaki’ye ulaştı. Ancak kaderin onun için hazırladığı asıl sınav henüz yeni başlıyordu. Evine ulaştıktan sadece bir gün sonra, Hiroşima’daki felaketten daha güçlü olan “Fat Man” lakaplı ikinci bomba Nagazaki semalarında belirdi. Üç gün arayla dünyanın en korkunç iki saldırısının merkezinde kalan Yamaguchi, mucizevi bir şekilde bu patlamadan da sağ kurtulmayı bildi. Japon hükümeti yıllar sonra onu resmen “nijū hibakusha” (çifte kurtulan) ilan ettiğinde, o artık sadece bir mağdur değil, nükleer dehşetin yaşayan en güçlü tanığıydı.
Barışa adanmış doksan yıl
Yamaguchi, yaşadığı bu benzersiz travmayı hayatı boyunca sessiz bir yük olarak taşımadı. Aksine, nükleer silahların dünya üzerinden tamamen silinmesi için sesini en gür şekilde çıkardı. Yaşlılığında Birleşmiş Milletler kürsüsünden yaptığı barış çağrıları, gelecek nesillere bırakılmış en kıymetli miras oldu.